14 Nisan 2012 Cumartesi

Elhamra, Alhambra ya da القلعة الحمراء ve Granada


Bu güzel Cumartesi sabahı gelen yanlış numara araması yüzünden erken uyanmak zorunda kaldım ve sütlü kahvemi yudumlarken bari bir blog yazısı daha yazarak sabahı verimli hale getireyim dedim. Şimdi cümlenin sonunu getirebilenlerle devam edelim. :P

Fatima'nın Eli
Bol bağlaçlı bir başlık attığımın farkındayım ama isimlerinden biri muhakkak tanıdık gelecektir. :)
Elhamra Sarayı ya da İspanyolca adıyla Alhambra Sarayı, Endülüs bölgesinde Arapların verdiği en güzel eserlerden birisi. 1200'lü yıllarda yapımı başlamış. Anlayacağınız çok eski zamanlardan kalma. Aynı Kore sarayları gibi dışı şaşalı fakat içinde hiçbir numara yok. :P Gerçi numara yok demek çok doğru olmaz. Bunlar bir seviye daha iyi kıvırmışlar işi. Çünkü taş ve ahşap işlemeler inanılmaz. İslam mimarisinin güzel örneklerinden biri. Elhamra'nın bir diğer önemli özelliği Cennet'ül arif ya da Generalife diye bilinen şahane bahçeleri. Bahçeden de bahsedeceğim ama önce saray kısmına değineyim.
Gene Kore sarayları ve Toledo gibi UNESCO Dünya Mirası listesine girmiş bu saray. Bu yüzden Endülüs bölgesine giden her turistin yolunun buradan geçmesi kaçınılmaz. Biz de geçtik. Sarayın girişi gördüğünüz gibi. Kapılar Arap mimarisinin alışılmış tarzına uygun olarak kemerli ve bol işlemeli yapılmış. Üstteki resimde kemerin üstünde gördüğünüz el Hz. Fatima'nın. Uğur, bereket, huzur, refah vs. vs. getirdiğine inanılıyor. Fatima, Araplar için çok kutsal bir karakter.


Saraya girdikten sonra, sarayın surlarını ve V. Karl'ın ya da nam-ı diğer Şalke'nin balayı sarayını göreceksiniz. Tabii bu saray sonradan eklenmiş. Dönemin krallarında bir balayı için saray yaptırma adeti hasıl olmuş. Ona saray buna saray, parayı bol bulmuşlar. İçine de girdim. Nasıl bir balayı olur bu sarayda bilemiyorum. Yorumu sizlere bırakıyorum.

Karl'ın sarayının içi
Esas El Hamra sarayının içine bilet alıp giriyorsunuz. Taş üstüne taş. Başka bir enteresanlık yok. Merdivenlerden sarayın tepesine çıkıyorsunuz. Aşağıdaki gibi taş odacıklar ve oyuklar var. Resimdeki de hamam oluyormuş.


En yukarıya çıktığınızda güzel bir fotoğraf noktası bulacaksınız. Çünkü sarayda inanılmaz güzel bir Granada manzarası var. Katolik kraliçeler ve krallar iyi konmuşlar gariban Arapların saraylarına camilerine. Adamlar seyr-ü sefaya düşkün.


Sarayın tepesinden beyaz evleriyle sade bir inci olan Granada size el sallıyor. Böyle panaromalara hastayım. Gırnata manzarası cidden görülmeye değer. Şehrin kendisi de çok sevimli. Gerçi uzaktan göründüğü gibi değil şehir merkezi, biraz daha farklı.


Gel gelelim Cennet'ül-arif'e yani Cennet Bahçesi'ne. Cennet'e girmek kolay değil. Biletinizi bir daha okutmanız gerekiyor. :) Ama sarayın en güzel yeri bahçesiydi. Görmeden dönmeyin sakın. Bahçe çok güzel ve büyük. Çok uzun bir yol yürümek gerekiyor. Kalp hastaları ve yaşlılar için zorlu bir parkur olabilir.


Bahçeyi çok beğendiğimden bir sürü fotoğrafını ekledim. Bahçenin içinde küçük küçük bir sürü havuz var. Hepsi birbiriyle bağlantılıymış. Bir de anlamı varmış. Rehber anlattı ama o esnada antilop gibi oradan oraya sıçramakla meşgul olduğumdan iyi duymadım ve tam hatırlamıyorum. Demek ki çok önemli değilmiş. Resimlere bakın gitsin. :P


Asıl bahçenin karşıdan görünümü. Baharda gittiğimiz için şanslıyız. Çiçekler açmıştı. Gerçi Jeju adasındaki bahçelerin yanında bu bahçenin esamesi okunmaz bence. Yine de hoş bir mekan hakkını yemeyeyim.


Bahçenin içindeki yürüyüş yolu. Havuzların içinde balıklar yaşıyordu. Bahçenin dizaynı hayranlık uyandırıcı. Kuş ve su sesleri arasında, temiz havada yürümek insanı canlandırıyor. Başka vilayetlerde üşümemize rağmen Generalife'ta hava gayet sıcak ve güneşliydi. Yazın inanılmaz kavurucu oluyormuş. Yaşlılara ve hastalara yaz aylarında gitmeleri tavsiye edilmez. (Kaç yaşlı okuyor bilmiyorum tabi bu yazıyı ama ben uyarımı yapayım. :P)


Bahçe yolu boyunca ara ara taş binalar da göreceksiniz. Arap işi, taş ve ahşap oymalarıyla süslenmiş güzel kemerler, pencereler ve duvarlar... Resimde de gördüğünüz gibi tavan ahşap. Arap mimarisi meraklılarının mutlaka görmesi gereken bir yer.


Şimdi, El Hamra'yı ve Cennet'ül-arif'i geride bırakıp Granada sokaklarına gidelim. :)
Yukarıdaki resimde şehrin en popüler meydanını görüyorsunuz. Kafe ve restoranın bol olduğu bir yer. Sokağa konulmuş masalara oturup dinlenebilirsiniz.
Sangria



Meydanda bir kafeye oturup İspanya'nın meşhur içkisi sangriadan içtik. Sipariş verirken şahane İspanyolcamdan çok yardım aldım. :) Şu Ricky Martin şarkısındaki "Und, dos, tres"i bilseniz yeter. Bu sayede her siparişi verebileceğinizi garanti ederim. :P Sangria bir çeşit şarap. İçinde meyve parçacıkları ve bol buzla servis ediliyor. İçindeki meyveler şarabı emdiği için ne meyvesi olduğu anlaşılmıyor. Hepsi şarabın tadını veriyor. Alkol oranı pek yüksek değil sanırım çünkü fazla çarpmıyor. Hafif bir içki. İstediğiniz kadar içebilirsiniz. Hele açık havada içmesi pek keyifli. Ekşimsi, limon ve sirke arası değişik bir tat. İspanyolların favori yaz içkisiymiş. Çok buzlu. Dozu kaçırıp boğazınızı şişirmemeye dikkat edin.


Kaldığımız otel şehir merkezine çok yakındı. Bu sayede Granada'da rahat rahat gezebildik. Üstelik Paskalya Bayramı olduğu için her yer cıvıl cıvıldı. Caddeler trafiğe kapatılmış, sokaklar insan kaynıyordu. Sadece dükkanlar çalışmıyordu ama caddelerin sokakların hareketi yüzünden dükkanlara dönüp bakmıyorsunuz bile.


Bir ara sokağa girdiğimizde büyük bir kalabalığa rast geldik. Aralarına kaynayınca neye baktıklarını gördük. Kiliseden bir konvoy çıkıyordu. Süslü arabalarla İsa'yı ve Meryem'i canlandırıyorlardı. Tüm insanlar bayramlıklarını giymiş konvoyu izlemek için yol kenarlarına birikmişti. Resimde gördüğünüz sivri kukuletalı insanlar ise bir tarikatın üyeleriymiş. Genelde kiliseye hayır işleyen fakat kimliklerini gizleyen insanlarmış bunlar. Küçük çocuklara ve bebeklere bile giydirmişlerdi bu sivri başlığı. Önemli bir simge olsa gerek ki küçük hediyelik bibloları bile vardı. Çok enteresan bir başlık. Görünce tepesinden tutup bükesim geliyor.

video

Kiliseden geçen konvoyun kısa bir videosunu da çektim. Biraz fikir vermesi açısında ekledim.


Bu resimdeki Arap çarşısı. Üstteki meydandan çarşıya birkaç giriş var. Arap işi eşyalar satılıyor genelde. Alınası pek bir şey göremedim. Çeşitli hediyelik eşyalar mevcut. Flamenko elbiseleri, kastanyetler, magnet gibi ıvır zıvırlar var. İspanya'nın yelpazeleri meşhur. Almayı düşünüyorsanız. Buralardan uygun fiyatlı bir şeyler bulabilirsiniz. Kaybolma ihtimaliniz yok bütün yollar aynı yerlere çıkıyor. Rahat rahat gezebilirsiniz.


Üstteki fotoğrafta gene kukuletalılar ve atlı ofisırlar var. Bu fotoyu çekmek için at yemi oluyordum neredeyse. Hiç bu kadar büyük at görmemiştim. Binicileri zor tutuyordu atları. Çifte yemek ölümcül olabilir.
Bir de Granada'da ünlü bir çingene mahallesi var. Flamenko barlarıyla meşhur renkli bir mahalle. Hava kararınca insanların uğrak mekanı oluyormuş. Merkezden taksiyle gitmek gerekiyor. Biz gitmedik çünkü gidenler bayram nedeniyle çok tenha olduğunu söyledi. Bulmak biraz zormuş ama Türklerin bu konuda sıkıntı yaşayacağını sanmıyorum. :P

Eski zamanlardan kalma bu dantel gibi işlenmiş şehri görünüz. Ben gördüm, beğendim. :)


5 yorum:

  1. Wo, çok güzelmiş bayıldım :)
    Yalnız o kukuletaların hikâyesi ne araştırmak lazım, çok korkutucu görünüyor. #.#

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bayağı ayrıntılı bir temeli var aslında. Anlattılar ama o kadarı aklımda kalmadı ben sadece görüntülerini sevdim sipsivri :P

      Sil
  2. güzel bir yazı ve güzel resimler...
    çok teşekkürler...

    ama hz. fatıma sadece araplar için değil islam dinine mensup herkes için kutsal birisi....zira annelerimiz annanelerimiz kalabalık bir gurup için veya önemli bir aş yapacakları zaman besmeleden zonra ''elim benim elim değil fatıma anamızın eli'' diye dua ederler...bizde öyle en azından...:)

    özellikle o taş üstünde taş açıklaması yaptığın yazının altındaki resme bayıldım...zira bende bağ bahçeden ziyade eski yapıların tarihi kalıntılarına bayılırım...hatta orada gecelemek istiyorum şu an....*.*

    anlaşılan gezin oldukça verimli geçiyor...iyi eğlenceler...:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol inatçıkız. :)
      Hz. Fatıma İslamiyette önemli bir dini karakter ama Arap egemenliğinin sürdüğü bölgelerde daha bir sembolleşmiş. Her yerde Fatima'nın elinin olduğu hediyelikler vardı misal. Bizde o kadar ön planda değil. Onu kastetmek istemiştim biraz yanlış ifade etmişim.

      Sil
    2. estağfÜrullah yanlışlık yok...
      ama onlarda bu kadar önemli olduğunu bilmiyordum...bir iey daha öğrenmiş oldum...:)

      Sil