9 Kasım 2012 Cuma

Ü-Nİ-VER-SİTE-ciğim (?)


Eski anılarını yazan bloggerlara feci özenip ben de gereksiz tarihimden biraz bahsetmek istedim. Türkiye'de yaşayan işli ya da işsiz milyonlarca insan gibi ben de bir üniversite bitirdim. Girdiğim bir ton ortamda üniversite anılarından, dostluklarından falan söz açılınca suratımda hamam böceği görmüşcesine bir tiksinme ifadesi oluşur. Her ne kadar anama babama hesap vermemeden oluşan gereksiz bir özgürlüğün ve başına buyrukluğun tadını çıkarmış olsam da babamın sınıfta kalıp beni masrafa sokma laflarının motivasyonu eşliğinde it gibi derslere çalışmanın, 20 liralık öğrenci kostümü giyerek dolaşmanın, birbirinden berbat, salak, cins öğrencilere ve sayko hocalara maruz kalmanın güzel bir tarafı olduğunu düşünmüyorum.
Peki hangi üniversiteden mezun oldum? Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden birinden değil tabii ki. University of Dicle'den mezunum. Bu yazıyı okuyan Dicle'liler belki tepki gösterebilir çizdiğim berbat tablo karşısında benim sorunum tabii ki üniversitenin şahsına değildir. Bunu da belirtmek isterim. (Politik davranışlar)
Bilmeyenler için kısaca bahsedeyim, Dicle nehrine nazır güzide bir üniversitedir. Türkiye'de ilk kurulan üniversitelerden biri olmakla birlikte Türkiye'de ODTÜ'den sonraki en büyük kampüse sahiptir. Hey gidi hey!
Üniversiteye ilk başladığım gün dün gibi gözümün önüne geliyor. Kayıttan sonra koridorlarda ördek gibi dolaşmış sonra da hiç tanımadığım birine usulca sokulup "Merhaba" demiştim. Bu her okulda "Çöm, cik, civciv vb." gibi lakaplarla anılan ergenliğin bir üst versiyonu olan dönemden maalesef ben de geçtim. Sigara dumanından nefes alınmayan kantinlerde oturup pet bardakta çay içtim.


Şimdi durum nedir bilmiyorum ama o zamanlar "piyasa yapmak" diye bir deyim vardı. Dünyanın her yerindeki öğrenciler gibi çimlere büyükbaş hayvan gibi yayılınır veyahut kampüste volta atılarak kız ya da oğlanlar kesilirlerdi. Ben bu işi hiç yapamadım zira öyle yabancı dizilerdeki six packli amerikan futbolcularından bulunmuyordu bizim okulda, erkek profili daha ziyade İlyas Salman ve Kemal Sunal arasındaydı.


Tipsiz ve bir o kadar pasif erkeklerin yanı sıra gene tipsiz fakat diğerlerine göre bir miktar düzgün oluşlarından mütevellit kendilerini Casanova sanan bir kesim vardı ki bence bunlar daha da beterdi. Kolej hayatım boyunca mükemmel bir aşk hayatım olmadığından romantik bir üniversite aşkı yazamayacağım.

Bloga üniversiteye hazırlanan genç arkadaşlar uğrayabilir. Bu ne biçim üniversite hayatı falan deyip kötü etkilenmeyin ben bir kriter değilim. Başta dediğim gibi çoğu insan üniversite anılarından güzel bahseder sadece ben eğitim hayatı boyunca fazlaca şanssız ve pesimist idim. Gerçi pesimistliğim halen kısmen devam etmekte. :D Neticede bir üniversite okumanızı tavsiye ederim en azından donlarınızı yıkamayı öğrenip pisliğe direncinizi arttırırsınız. Çeşitli kazanımlar var yani. Resmen içim kıyıldı hatırlayınca. Boşuna yazmış olmamak adına yayınlayacağım yazıyı ama emin olun bir daha okumayacağım. @_@

8 yorum:

  1. Kolej hayatı? Futbolcu gençler?? Yavrum bu Dicle Amerika'nın hangi eyaletinde oluyordu?? XD

    Üniversite hayatından güzel bahsedenin alnını karışlarım! Ben güya ülkenin en prestijli okullarından birinin öğrencisiyim, şimdi açsam ağzımı sabahlar olmaz burada. Kol kırılır yen içinde kalır diye millet ballandıra ballandıra anlatmasın bana. Yemem.
    Yine de en azından bizim okuldaki yakışıklı popülasyonu son derece iyiydi. Bir de teknik üniversite olmasının avantajı, bu çocuklar kızsızlıktan kırıldıkları için peşimizde dört dönerlerdi XD Gerçi aralarında stalkerlar falan da vardı ama... Brrr tüylerim diken diken oldu hatırlayınca :D
    Yakışıklı bir stalker her şeye rağmen İlyas Salman'dan iyidir diyor, Kemal Sunal'ın ruhunun şad olmasını temenni ediyorum.
    Ara sıra yaz da okuyakh bacıt!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yakışıklı stalker bizim okulun %90nından iyidir kesinlikle hiç unutmam bir eray vardı basketbolcu okulun tek yakışıklısıydı. bütün fakültelerden kızlar herifi kesmeye gelirdi düşün yani yakışıklı popülasyonunun durumunu. Kendimi toparladım yazarım artık bacıt uctan uctan.

      Sil
  2. Biz son sınıfa geldiğimizde ilk sene topluca çekildiğimiz fotolara bakarak o zamanki hallerimizle dalga geçiyorduk. Şimdi son senemizdeki fotolarımıza bakıp yine gülüyoruz demode hallerimize :)
    Not: sana yorum yazmak ne kadar zor. Robot olmadığımızı kanıtlamak gerekiyor yahu :)

    YanıtlaSil
  3. Bir son sınıf olarak pek iyi gelmedi yazı bana ama en azından dürüst bir yorum okumuş oldum:) Ha bir de tercih listemde Dicle olmayacak gibi geliyor :)

    YanıtlaSil
  4. ben de bir dönem ciddi bir üniversite madurlarından olduğum için yazını "hıhı hıhı aynen"lerle okudum...
    ve gene güzün kopardı olayı...zira bizim üni. aynı...yani ne sen sor ne ben söyleyeyim cinsinden...
    o hollwooddaki gibi üni. yaşantılarımız yok türkler olarak...
    gerçi bizde özelliklede son 2 senede okul daha çok podyuma dönse de, istanbulda bir dağda olması sebebiyle çok da "şugar" bir mekan değil hani...

    yeni kazanan arkadaşlara da şimdiden geçmiş olsun diyor ve böylesi traji-komik yazılarını bekliyorum... :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. senin yorum da çok hayatın içinden olmuş, benim gibi düşünenler varmış demek :D üniversite üzerine roman yazarım aslında öyle bir yerdi.

      Övgüler için teşekkürler, modum açık oldukça yazarım ;)

      Sil
  5. yazını çox bəyəndim.. :)) univi yeni bitirmişəm ama normal bir xatirə yoxdu -_- oğlanlarsa bizdə unidə əsasən bolluq qızlar idi, həm hər tipdə o podyum tipləri də bol idi bizdə :D amma oğlan qıtlığı olub desəm yalan olmaz. Düşünün bir neçə grupun birləşdiyi patok dərsində belə bizdə oğlan olmurdu :D uniyə xəyalların suya düşdüyü məkan adını vermək olar. ;) (bloguna xoş gəldim dedim başladım commentlər yazmaya gələr gəlməz :D) narahatçılıq olmadı ümidvaram :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumların cok tatlı nana :) teşekkürler ve hoş geldin ;)

      Sil