Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

2 Mart 2014 Pazar

Phuket Town ve Tayland'ın Meyveleri


Arayı yoğunluktan açtığımın farkındayım ama, Phuket gezime kaldığım yerden devam ediyorum.
Bir diğer tropik ve de egzotik Uzakdoğu-ada seyahatimi merak edenler Jeju Adası yazı serimi es geçmesin efenim.
Jeju 1
Jeju 2
Jeju 3

Phuket cidden enteresan bir dünya. Bir kere ultra süper lüks bir sayfiye beklentisine girilmesin. Yol boyu birbirine dolaşmış kablolar, inekler, öküzler, tapirler, geyikler, dev yapraklı bitkilerle doğa, fil tezeği, sivrisinek kombiniyle harmanlanmış müthiş natürel ve ilkel bir ortam.
Fiber internet uğramamış, wireless yaygınlaşmamış, çok lüks oteller olmasına karşın şehire göz attığımızda hayal kırıklığı yaşamak mümkün. (Patong Beach hariç orası apayrı bir dünya) Büyük bir şehir beklentisi olmasın fakat kendine özgü bir havası da yok değil hani. Sempatik de bir yandan. Zaten pek sefil şehirlerimiz var bizim de yabancılık çekmedim. Böyle bir imaj çizmem sizi Tayland'dan soğutmasın sakın. Gelişmemiş olsa da pek ilginç, pek güzel bir yer. Zaten teknoloji teknoloji diye diye güzelim doğayı ellerimizle mahvetmedik mi? Bu gelişmemişliğin yanında lüks oteller ve çeşitli aktivitelerle turist çekmeyi iyi biliyorlar. Tropik adada geçen bir oyun ya da film karakteri gibi hissetmek olası.


Phuket Town 80'lerden kalmış bir şehir havasında. Zaten eski binaları yenilememiş aynen korumuşlar. Eski dönem savaş filmleri izler gibi oluyorsunuz. Eski ve tozlu hediyelik eşya dükkanlarını gezip, yöresel ama pek güzel görünmeyen renkli giysilerden alabilirsiniz. İnci ve altın takı dükkanları var ama inci fiyatı bizim ülkeden ucuz değil. Altın işçiliğinde biz daha iyiyiz sanki.


Phuket Town L şeklinde bir caddeden ibaret. Eski dükkanlara girip çıkın, Çin restoranlarını denemek lazım. Aralardaki Çin stili tapınaklara bakınmak gerek.

Çin Tapınağı
Cadde boyunca manavlar var. Biz bir manavdan Star Fruit, Rambutan, Dragon Fruit falan aldık. Bazı meyvelerin de tadına baktık. Denemek isterseniz, denetiyorlar. Meyveler çok ucuz. Kilosu 3-5 tl gibi fiyatlara geliyor. Bol bol yiyin. Rambutan özellikle çok hoşuma gitti. Dikenli sert bir kabuğu var, soyunca içinde sulu yuvarlak yenen kısmı çıkıyor. Çerez gibi gidiyor. :D

Rambutan
Bazı günlerde pazar kuruluyormuş ama biz oradayken kurulmadığı için gezemedik. Değişik şeyler bulma açısından pazarlar çok verimli oluyor. Pazar gezmeyi çok severim. :)


Gezimiz sırasında meyveye doyduk. Birbirinden ilginç görünümlü hayatımda ilk defa gördüğüm meyvelerin yanısıra karpuz, kavun, papaya ve kusana kadar ananas yiyebilirsiniz. Ananas ve hindistan cevizi baldan püsüre her şeyin içinde ve her yerde bol bol var.


Yazıya tekrar bakıp bitirince tatili ne kadar özlediğim aklıma geldi. Havalar ısınırken, dövizdeki çılgın yükselişten önce yeni ufuklara yelken açmak için planlarımı yapmıştım ama maddi sıkıntılar yüzünden askıya almak zorunda kaldım ama fırsat kolluyorum. Bana hiçbir şey engel olamaz! :D
Herkese şimdiden iyi bir hafta ve güzel tatil planları dilerim. :)

13 Ekim 2013 Pazar

Wat Chalong


Wat Chalong Phuket'in en büyük en şaşalı tapınağı. Birçok irili ufaklı Budist tapınağı var adada. Bunu gördükten sonra diğerleri biraz gereksiz kalıyor. Budizm cidden bana göre bir din değilmiş bu gezimde bunu anladım. Rengarenk bir din olması hoşuma gidiyor ama bir din için de biraz fazla renkli buluyorum. Din dediğin biraz soğuk, biraz sade olmalı bence. Bu kadar altınlı, şatafatlı olması gözümü yoruyor ama etkileyici olduğu da bir gerçek. Budizm'in Asyalıları asimile etmek, erkeklerini gay haline getirip üremelerini engellemek amaçlı olarak Yahudiler tarafından uydurulduğu gibi görüşlere biraz hak verecek gibi olsam da (Tayland gayden geçilmiyor, Tayland'ın kirli yüzünden de ayrıyeten bahsedeceğim.) Budizm'den o kadar soğutmak milyonlarca takipçisine haksızlık olur.


Karakuru rehberimizin bizi ilk götürdüğü yerlerden biri olan Wat Chalong beni ziyadesiyle etkiledi. (Dönem dizilerini yayınlarsanız toplumu böyle etkiler işte. :P) Sivri ve kat kat renkli çatılarıyla upuzun binalar ağaçlı bahçede öbek öbek ibadethaneden çok bir saray imajı veriyor.


Binanın içi standart budist tapınağı. Bol boyalı, altınlı Buda heykelleri ve ejderhaları. Bir tane ana Buda'mız, çiçekler, küçük süs eşyaları ve tabii ki tapınanların koyduğu ufak mumlar. Rehber leş gibi sıcak olmasına rağmen ceketim olup olmadığını sordu. Şaşırdım ama örtünme sadece bizim dinimize özgü değil. Saygı icabı ceketimi geçirdim. Ayakkabılarımızı soyduk, dışarıda bıraktık. Normalde bizim tarihi yerlere ayakkabısız girildiğinde leş gibi ayak kokusuyla karşılaşmak olası burada öyle bir sorun yoktu neyse ki. Yerler mermerdi, patenaj yapıp düşmemek için dikkatli yürümek lazım keza merdivenlerde düşeyazdım.


Buda'nın bir sürü müridi bulunmakta ve bunlar aslan, kaplan, ejderha, fil gibi birçok hayvana dönüşebiliyorlar. Buda'nın gücü buradan ileri geliyormuş. Ayrıca bu iki kafalı, çok kollu insancık heykelleri bolca var. Duvarlar tablolarla dolu, işli oymalı ahşap kitaplıklar ve pencereler göze çarpıyor. Üst katlara çıktıkça aynı manzaraları görüyorsunuz.


En üst katın kapalı kısmında üst resimdeki dev fanus var. Ortada görünen şey Buda'nın dişiymiş. Evet, bence de gözyaşına benziyor ama rehberimiz böyle söyledi. Bende mi bir sorun var acaba diye eşime sordum onayladı düşüncemi.
Katın geri kalan kısmı geniş balkonlarla çevrili, bahçe manzaralı. Balkonun kenarından manzarayı izlerken bir şey fark ettim. "Ben burayı daha önce görmüştüm." dedim. Aynı dejavu gibi bir histi. Tv'de, resimlerde değil, gerçekten görmüş gibiydim. Biraz düşününce nerede gördüğümü hatırladım. Jeju Adası'nda gittiğim Soingook Minyatür Tema Parkı'nda maketini görmüştüm. Demek baya bir benziyormuş ki gördüğüme yemin bile edebilirdim. :P Tek bir bina yapıp bırakmamışlar bir sürü irili ufaklı binalar topluluğu şeklinde.


Tayland'ın ve dolayısıyla Phuket'in her yerinde kralın ve kraliçenin tabloları fotoğrafları bulunmakta. Özellikle kraliçe boy boy etrafı süslüyor. Üstteki resimde de yaşlı rahibe saygılarını sunuyor Kraliçe.


Binaların kenarında pek çok aslanlı, ejderhalı objeler görmek mümkün. Tapınağın çıkışında ise dev arı kovanı ocak bozması bir şey vardı. (Resmi yok) Olmasını istediği dilekler gerçekleştiğinde insanlar içinde maytap, havaifişek benzeri şeyler yakıyormuş. Ağaca bağlanan çaput gibi düşünün.


Vardığımız gün keşişlerin tuhaf ilahiler okuduğu toplu bir ibadete de rastgeldik. Bizim Cuma namazı gibi bir hadiseymiş. Haftanın bir gün toplaşıp dua ediliyor. Turunculu kel abilerin arasında küçük çocuklar da vardı.

Arayı çok açmak iyi değilmiş. Hem anılar eskiyor hem de bloggerlıktan uzaklaştığımı fark ettim. :) Olsun, yine de sabrımın, hafızamın, zamanım yettiğince yazacağım. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...

15 Eylül 2013 Pazar

Phuket Adası'na Gidelim!


Böyle bir tümce kurduk aynen. Uzakdoğu'ya ve Uzakdoğulu'lara olan ilgim malum. Daha önce de Güney Kore'ye uçarak gezilerimin ilk ayağını başlatmıştım. Aslında genel olarak "dünyayı gezeyim takıntım" varsa da bu sefer farklı bir yöne gitmeyi düşünürken yine kendimi çekiklerin arasında buldum.


Phuket Tayland'a bağlı bence küçük ama Tayland'lılara göre oldukça büyük bir ada. Küçük dediysem de kayalık tadında bir ada canlanmasın hafızanızda. Yunan Adaları'na göre devasa sayılır. Ada anakaraya köprü gibi bir şeyle bağlı ve oldukça yakın. Köprüden geçmişliğim yok. Adaya Singapur'dan yaptığım bir ara uçuşla ulaştım. İstanbul'dan Singapur'a direk uçuşlar bulunmakta. Ben Singapur Havayolları'yla gittim ve ara uçuşumu da aynı şirketin yan ürünü bir havayoluyla yaptım. Singapore Airlines güzel ve 5 yıldızlı bir havayolu şirketi ama bana sorarsanız ille de THY. Türkiye'yi üçüncü dünya ülkesi gibi mi görüyorlar diye mi bilinmez uçağımız pek eskiydi. Büyüktü ama eskiydi. Onun dışında fena bir uçuş olmadı tabi. 9 saat sürdü. Yolcu profili Koreli, Japon gibi bol miktarda çekikten Türklerden. En sinir bozucuları üzülerek söylemeliyim ki Türkler ve Avrupalılar. Ne yazık ki uçak kültürü almamışız. Ha bir de sürekli "cıx cıx" sesleriyle dişlerini temizleyen bir ahjushi yan koltuğumda oturuyordu o da sinir bozucuydu hakkını yemeyeyim. Gıcık adam, universal gıcık oluyor ulusuna bakılmaz.
Uzun uçuşumuzdan sonra Changi Havaalanına indik ve aktarmamızı yaptık. Changi o kadar güzel bir havaalanı ki anlatamam. Daha doğrusu anlatırım da onu Singapur yazıma saklamak istiyorum. Türkiye'den kalktığımıza öğle saatleriydi ve vardığımızda yeni sabah oluyordu. Henüz uyku saatimiz gelmediğinde bir güzel jetlag olduk. Phuket'e SilkAir uçağıyla 1 saatlik uçuşla vardık. Phuket Havaalanı Türkiye'nin küçük şehirlerinde gördüğümüz dandik havaalanlarının bir kopyası gibi. Bir-iki hediyelik eşya mağazası, bir-iki kahve dükkanından oluşuyor. Her ulustan insan görebilirsiniz ama. En az Türkler gidiyor sanırım. Bütün gezilerimde sadece işçi çalıştığımız ülkelerde yoğunuz maalesef. Turist grupları olarak pek azız. Ne yazık ki gezemiyoruz.:(
Phuket'te bizi pek sevimli esmer çekik rehberimiz ve minivanıyla sempatik şoförümüz karşıladı. Phuket'e giderken havanın yağışlı olması ihtimali bizi pek korkutmuştu. Neyse ki hiç yağış yoktu ama hava gayet bulutluydu. Sonradan öğrendik ki zaten burası 12 ay bulutluymuş. Ekvatora yakın tropik ada ama gelin görün güneş açmıyor. Güneş açmıyor diye güneşte yanmayız sanmayın. 2 günde marsığa döndüm. Garip bir şekilde hava kapalı olsa da cayır cayır yanıyorsunuz. Olur da giderseniz şapkanızı, tişörtünüzü ve güneş kreminizi yanınızdan ayırmayın.
Sevgili kısa boylu esmer hanım rehberimiz ve gene esmer kısa şoförümüz Coni'yle yol aldık. Coni diyorum çünkü ismini söylemesine rağmen saniyesinde unuttum. Dediğim gibi o an jetlagi dibine kadar yaşıyordum. O anlarım hayal meyal şu an. Onlar bir şey diyordu ben başka şey o yüzden iletişim olayını o gün için zarif eşime bırakmayı uygun gördüm keza konuştukça batıyordum.
Bizi hemen otelimize götürmek yerine bir miktar gezdirmeyi teklif ettiler. Biz de yorgunluktan gebermemize rağmen günümüzün çarçur olmaması adına itiraz etmedik.
Rehberimiz bize ilk gün hazır hava da güzelken Elephant Trekking yapmamızı ve adanın meşhur tapınağı Wat Chalong'u görmemizi tavsiye etti. Araya Big Buddha'yı da sıkıştırmaya çalıştıysam da oraya gitmek için çok dik yokuşların tırmanılması gerektiğini söyleyerek çenemi kapatmamı sağladılar. Big Buddha'yı sadece uzaktan gördüm. Sadece büyük bir Buddha'ymış zaten çok bir esprisi yok.




Yolumuzu ilk olarak fillere çevirdik. Fil dediğiniz şeyi bendeniz sadece hayvanat bahçesinde uzaktan uzağa görmüştüm. Fillerle haşır neşir olmak her ne kadar hayvanları sevimli bulsam da biraz acayip gelmedi değil. Bir kere hayvan yüksek, içten içe bir tırstım önce. Hani kafa üstü falan düşsem pek de hoş olmazdı. Genetik yükseklik korkumu da yanıma alıp cesaretimi topladım. Te nerelerden gelmişken file binmeden dönmek olmazdı. Beni oramdan buramdan tuttup file bir güzel bindirdiler. Tepe bir yerden filin üzerine biniyorsun, neyse ki oturak gibi bir şey var ona oturttuyorlar. Güvenlik önlemi olaraksa sadece kucağına düşen bir ip var. File zar zor oturdum. Bir sağa bir sola yata yata, toprak bir yoldan yol aldık. Filmizin sürücüsü olan esmer beyfendi çok folklorik bir insandı. Çatpat İngilizcesiyle bizimle yol alırken sohbet ettik. Birkaç kare fotoğrafımızı çekti. Başta tırsmış olsam da temiz havayla birlikte gevşedim. İnsan hayatında en az bir kere file binmeli. Değişik bir deneyim. Ama benim gibi terlikle gitmeyin. Keza fil dediğimiz kıllı bir hayvanmış dik dik kıllarının ayaklarınıza değmesi çok hoş olmuyor. Fil kakasına basma olasılığı da olduğu için dandik bir spor ayakkabı seçilmesi yerinde olabilir. Yavaş yavaş yürürken fil kardeşimiz ara sıra boşaltım işlemi için duruverebiliyor. Fil binicisi arkadaşımızın "hooo, heee, bırç, oheyyy" gibi sesleri eşliğinde bir süre yol aldık. Sonra kendisi aşağıya inip fili nidalarıyla yönlendirip bizi fil kardeşle başbaşa bıraktı. O dar patikada fil uçurum kenarına bastıkça ben üç buçuk atmadım değil ama dediğim gibi enteresandı. Denediğime değdi. Filden indiğimde çok mutluydum o kadarını diyim. :D


Filin üzerinde şahane manzarayı seyrederken iyi ki gelmişiz dedim. Uçak çarpmıştı, ayakta uyuyordum ama çok keyifliydi. Çok yazdım. Bu yüzden Wat Chalong'u sonraki yazıma saklıyorum. Bugünlük bu kadar. :)